25/4/2007 - KPDS'DE ÇIKAN KELİMELER - 3
| KPDS'DE ÇIKAN KELİMELER - 3 |
Dabble: su serpme; suyla uğraşmak Damage: zarar, zarar vermek Deadline: son teslim tarihi Dealer: satıcı, tacir Decade: on yıl Deception: aldatma, hile Deceptive: aldatıcı, yanıltıcı Decline: gerileme, zayıflama Dedicate: adamak; ithaf etmek Defeat: yenme, bozguna uğratmak Deficient: eksiz yetersiz, noksan Delicate: nazik, hassas, narin Delight: sevinç, zevk, haz, Denial: inkar, yok sayma Deny: inkar etme Depict: göstermek, dile getirmek Deplore: teessüf etmek, üzülmek Dept: borç Desperate: ümitsiz; gözü dünmüş Despondent: ümitsiz, meyus Determine: belirlemek, tespit etmek azimli, kararlı Detest: nefret etmek, tiksinmek Device: alet, aygıt Devote: ,,-e adamak Diluted: sulandırılmış, su katılmış Diminish: azaltmak, küçültmek, eksiltmek Discipline: disiplin Discourteous: nezaketsiz, kaba Discreet: saygılı, dikkatli ve nazik Discretion: basiret, sağduyu, tedbir, ihtiyat Discuss: tartışma, münazara etmek Disease: hastalık Disgraced: gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası Disgust: iğrenme, tiksinme, midesini bulandırma Dishonest: sahtekar Disintegrate: parçalamak, bölünmek Disposition: eğilim, mizaç, düzen, tertip Dispute: tartışma Dissolve: çözmek, dağıtmak, yok olmak Distinguish: Ayırmak, ayırt etmek, seçkin, ünlü, kendine yer edinmiş Distrust: güvenmemek Ditch: hendek, ark, kanal Divert: başka yöne çevirmek; saptırmak Divide: bölmek, ayırmak Divulge: ifşa etmek, açığa vurmak Doubt: şüphe, kuşku Drift: sürüklenmek Drowsy: Sleepy uykulu, uyku veren Duplicate: Copy kopyasını yapmak Dwindle: giderek azalmak Eagerness: şevk, istek, arzu Edge: kenar; avantaj Efficient: verimli, randımanlı Elevation: kaldırma, yükseltme; terfi Embark: (on) gemiye binmek; başlamak Embarrassment: utanma, mahcubiyet Emerge: meydana çıkmak Emit: yaymak, çıkarmak Employer: iş veren Encouraging: teşvik edici, cesaretlendirici Endearing: sevdiren Enhance: değerini, gücünü, güzelliğini arttırma, süslemek, genişletmek Enlarge: büyütmek, genişlemek Enlighten: aydınlatmak Enthusiastically: şevkle, hararetle Envy: kıskanma, gıpta etme Equivocal: Ambiguous iki anlama gelebilen Espionage: casusluk Essential: gerekli Examine: tetkik, muayene etmek, sorguya çekmek Excessive: aşırı, haddinden fazla Exchange: karşılıklı değişmek Excuse: mazeret Exempt: bağışık; muaf; hariç tutmak Exhausted: bitmiş, tükenmiş, yorgun Exhibition: sergi Existence: varlık Exotic: Unusual Expand: genişle(t)mek, büyümek Expedition: yolculuk; sefer Explicit: açık, sarih Explore: keşif, inceleme gezisi Explorer: kaşif seyyah Expose: ifşa etmek; ışığa tutmak; korunmasız bırakmak, maruz bırakmak; teşhir etmek; pozlamak Exposure: ifşa; korunmasızlık; poz Extensive: büyük, derin, kapsamlı Extremely: oldukça fazla Fabric: kumaş, doku Fact: gerçek, olgu Faint: Indistinct donuk, baygın Far: uzak; çok Fatigue: yorgun, bitkin; yormak Fearsome: dehşetli, korkunç Feasible: yapılabilir, mümkün Feeble: zayıf, kuvvetsiz Fever: ateş, hararet; humma Firing: Ateşleme; pişirme; işten atma Fiscal: mali Flawless: kusursuz, defosuz Flee from: kaçmak, firar etmek Flip: fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah Float: yüzmek, su üstünde kalmak, bir şeyi oluruna bırakmak Floor: zemin Fluctuate: inip çıkmak Flushed: kızarmak, utanmak Foggy: sisli Fool: aldatmak, şaka yapmak, kandırmak Foolishness: aptallık, budalalık Forecast: tahmin etmek Forestall: erken davranıp önlemek Fortunate: şanlı, talihli Frank: açık sözlü, içten, samimi Frightened: korkmuş Fume: pis kokulu gaz, yaymak Futile: boşuna, beyhude Gain: kazanmak, elde etmek Generation: kuşak Genuinely: hakikaten, gerçekten Giggle: kıkırdamak Gist: ana fikir Gleeful: neşe dolu Globe: küre Global: küresel Goods: mallar, eşya Govern: yönetmek, idare etmek Governmental: yönetimle ilgili
|