25/4/2007 - KPDS'DE ÇIKAN KELİMELER - 4
| KPDS'DE ÇIKAN KELİMELER - 4 |
Halt: mola, durma Hamper: hareketini güçleştirmek, engellemek Hand-held: elde tutlan Harmful: zararlı Harsh: sert, kaba, haşin Harvest: hasat, ürün Hasten: acele etmek, ettirmek Hazardous: tehlikeli, zararlı Heat: ısı, ısıtmak Heavely: büyük oranda, şiddetli olarak Hectic: heyecanlı, telaşlı Hence: bu nedenle, bundan dolayı Herd: sürü; ayak takımı Hesitate: tereddüt etmek, çekimsemek Hide: sakla-n-mak Highway: anayol Hijacking: hava korsanlığı Hike: uzun yürümek; fiyatını artırmak Homeless: evsiz Honest: samimi, dürüst Housing: barınacak yer Hug: kucaklamak, sarılmak Huge: kocaman, büyük Humorous: komik, güldürücü Hurl: fırlatmak Ignore: aldırmamak, bilmezden gelmek Impartial: yansız Imprecise: kesin olmayan, dikkatsiz, özensiz Impression: izlenim, etki Impromptu: hazırlıksız, doğaçlama Improve: ilerletme, geliştirme In charged: sorumlu, görevli Inadvertent: kasıtsız, elde olmayan Incidence: oluş sıklığı, meydana gelme oranı Incline: eğilme, aşağı eğilme Include: kapsamak, içine almak Inconsiderate: başkalarını düşünmez, düşüncesiz Incredible: inanılmaz Incurable: tedavi edilmez, çaresiz Indecisive: kararsız, kesin olmayan Indication: anlatma, belirti, gösterge Indifferent: kayıtsız, umarsız Indispensable: vazgeçilmez, zorunlu Indistinct: belirsiz, bulanık Induce: kandırmak, ikna etmek Industrious: çalışkan, gayretli Inflammable: kolay tutuşan, parlayıcı Influence: etki Initial: ilk, başlangıç Insignificant: değersiz, önemsiz, belirsiz, Insist ısrar etmek Insolent Rude küstah, terbiyesiz Inspire telkin etmek, ilham etmek Instructive: öğretici, eğitici Insult: hakaret etme, hor görme Intensity: güçlülük, yoğunluk Intention: niyet Interfere müdahale etme, çatışma, engelleme Interfere with yoluna çıkmak, engellemek, karışmak Intermittent kesik kesik, aralıklı Intrepid Yılmaz, korkusuz, cesur Intricate Complicated karışık, girift Investigator dedektif, araştırıcı Investment yatırım, sağlanan gelir Irrelevant konu dışı, ilgisiz Irresponsible sorumsuz Issue konu; yayım-baskı Item adet, tane; madde; konu-fıkra Jam sıkıştırmak, kilitlemek, izdiham Landscape manzara Lane dar yol; şerit Law hukuk, kanun Leading önde olan, kılavuzluk eden Leak sızıntı, çatlak Lecture ders, konferans Liability sorumluluk, yükümlülük Limp topallamak, aksamak Lingered kolay kolay ayrılmak; Litter çöp Locate bulunma, bir yerde yerleşmiş olma Lofty High yüce, yüksek, azametli Lonely yalnız, kimsesiz, tenha Look up to Respect hayran olmak, örnek almak Luck şans, talih, uğur Majority çoğunluk Management idare, yönetim Manufacture imal etmek Means yol, yöntem, araç Meddle Interfere karışmak, burnunu sokmak Medicine tıp, ilaç Meditative Thoughtful derin derin düşünen Melt: eri-t-mek, yumuşa-t-mak Memorize: ezberlemek Mend: Repair tamir etmek Merge: birleşmek, içine katmak Messy: dağınık, düzensiz Mild: ılımlı, hafif, ılıman Misty: sisli, bulanık Misuse: suiistimal; yanlış kullanım Moderate:ılımlı Moist: nemli, ıslak Mold: şekil vermek, kalıp Monster: canavar Mud: çamur; iftira Neglect: ihmal etmek Negligible: ihmal edilebilir Nod: onaylamak, başını sallamak Notify: bildirmek, haber vermek Notorious: adı çıkmış, kötü şöhretli Novelist: romancı
|